Get In Touch
541 Melville Ave, Palo Alto, CA 94301,
ask@ohio.colabr.io
Ph: +1.831.705.5448
Work Inquiries
work@ohio.colabr.io
Ph: +1.831.306.6725

PASTÖREL NEŞE ERDEMİ

Evlilik öncesi danışmanlık randevumuz için geldiğimizde pastörümüz bir şeyler çalışıyordu, nişanlım ve ben Pastör Mike’ın boş zamanını okuyarak geçirdiğini gördük. Okuduğu şey ne klasik bir Püriten ne de kilise gelişimi hakkında en son çıkanlardandı.

“Bu kitap mantarlar hakkında” diye sessizce güldü.

Vaaz örneklemesi için maden çıkarıyorum gibi bir şey mırıldandı ama bence bunu bizi yanıltmak için söyledi. Mantarlar hakkında bir kitap okuyordu çünkü mantarlar hakkında kitap okumaktan haz alıyordu.

Pastör Mike’ın kilisesi pastörlük yapmak için kolay bir kilise olmamıştı. Eminim orada kasvet ve liderlikle ilgili zorluklar vardı. Ama yine de Pastör Mike hakkında bir şey hatırlıyorsam o da onun neşesiydi. Onun sık sık sessizce gülmesi sadece Mesih’teki sevincinden değil aynı zamanda derinlerde neşeli olan bir ruhtan kaynaklanıyordu.

Neşe aslında bir pastör için konuşulmamış en büyük ama gerekli niteliklerden biri olabilir.

Neşeli İtaat

Genellikle pastörel hayatın yani itaatkar Hristiyan hayatın daima amaçsal ve hedefe yönlendirilmiş olması gerektiği düşünülür. Dolayısıyla yapılandırılmamış boş vakit, düşseverlik veya mantarlar hakkında kitap okuma şüphe uyandırabilir. Bazılarımız maalesef bu tür yapılandırılmamış aktivitelerin pastörel hayatın ciddiyetine uymadığını farz eder. Fakat Pastör Mike gibi modeller olduğunu hatırlamaya ihtiyacım var.

Hizmet hayatımın başlarında Calvin Seerveld’in “estetik itaat” dediği düşünceleri karşıma çıktı. Düşmüş olan Dünya için gökkuşakları kitabında Seerveld, neşenin Protestan iş etiğimize derinden gömülü, gerekli bir uygulama olduğunu iddia eder. Günahı doğru bir şekilde ve işi ciddi bir şekilde ele alan bize meydan okur:

Tanrı dünyasında neşeli, hayalperest ve komik olaylar olmasını ister. Rab espri anlayışına, fantastik kanatlı atlara, çocukların “evcilik” oynarken buna inanarak eğlenmelerine yer açtı. Ve Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

Seerveld’i 1985’te okumak bazen beni vaaz hazırlayışımın ortasında durup camdan dışarı bakmaya ve aklımdan geçenler için zaman ayırmaya teşvik etti. 35 yıl sonra yapılan araştırmalar böyle bir neşenin, hiçbir şeye yönlendirilmemiş düşseverliğin yaratıcılığa yardım ettiğini gösterir. Ama düşseverlik veya diğer türdeki neşeler üretkenliğe yardım eder demek bunu bozma riskini getirir. Tanrı bizi bu muhteşem dünyadan tat almaya davet eder.

Ama Seerveld sırf bundan haz almak için sık sık bisiklet kullanmaya gitmediğimizi gözlemler. Bir yarışa hazırlanmak veya kalp sağlığımızı geliştirmek için bunu yaparız. Tamamen verdiği haz için neşeyle oynamayı unuttuk.

Gülmek İçin Doğmak

Neşeyle oynamak kaygısız bir meraktan ibarettir. Tanrı’nın yarattığı iyi şeyler hakkında meraklı olmak demektir. Neşeli bir ruh dizginlerden yoksun bir çocuğu nitelendirir; günahın karanlığının ve dünyanın bozulmuşluğunun hala dünyada var olan iyiliği soyup çıkarmasını reddediştir.

Oğlum 40 yaşında olsa da böğürtlenleri veya çikolata parçacıklarını krepin üzerine bir harf şeklinde dizer çünkü o şekilde neşelenir. Birkaç hafta önce kilisedeki bir 3 yaşındaki çocuk elbisesini fırıldak gibi çevirdi ve müzisyenler prova yaparken elleriyle davullarda onlara eşlik ederken görüldü.

Genellikle o kadar amaç güdülüyüz ki ancak iyi bir neden varsa elbisemizi çevirecek ve davul çalacağız. Ve bu bizim kaybımız. Neşeli bir ruh sevinç sağlar hayatı iş ve sorumluluktan daha fazla özgürce keşfetmemize izin verir.

Pastör Mike ciddi olabilir. Onun zengin, derin, sadık bir Reformcu gibi vaaz edişi bana o kadar dönüştürücü, yeni bir şeymiş gibi geldi ki geride asla erişemeyeceğim bir efsane bıraktı. Ama müziği açması ve ergen kızlarıyla mutlu bir şekilde dans etmesi aynı zamanda onun efsanesinin bir parçasıdır. Onun neşesi onun pastörel esinlemesinden hiçbir şey eksiltmedi hatta muhtemelen onu derinleştirdi.

Beni yanlış anlamayın. Yetişkin birinin çocukları kazanmak adına bir çocuk gibi davranmasından bahsetmiyorum. Yetişkinlerin akılsızca, günahkar veya nahoş bir şekilde davranmasından bahsetmiyorum. Göbek dansı yapan yetişkin bir adam neşe sınırını aşar ve müstehcenliğe girer. Torunlarımla geğirme yarışı yaptığımda ben de aynı şeyi yapmış olabilirim. Umarım öyle olmamıştır. Yetişkinler yetişkin olduklarını bilmelidirler. Davranışların ne zaman uygun ne zaman uygun olmadığını bilmelidirler.

Kilisedeki karşıtlıklarla mücadele ederken veya kayıtsızlığın sınırında sallanan bir hizmeti izlerken neşenin ne kadar zor var olduğunu anlıyorum. Ama belki de neşeye en fazla ihtiyaç duyduğumuz an budur. “Gülmek için doğdum / gözyaşlarım aracılığıyla gülmeyi öğrendim” diyen Ren üzerinde şarkısında buna rağmen “doğduğumuz” bize hatırlatılır.

Lütufta Yaşamak

Özellikle gözyaşlarımız aracılığıyla gülmeyi öğrenmek lütufla yeniden tanışmamızı sağlar. Neşe güven hissinden kaynaklanır. Güven duydukları için çocuklar dans eder ve elbiselerini çevirir ve ördekleri kovalar. Göksel bir Baba’nın çocukları olarak güven duymak pastörel neşenin mutlak önkoşuludur. Yazar Marilyn McEntyre şöyle der, “Oynamak Tanrı’nın sevgili çocukları olarak özgürlüğümüzü talep etmektir. . . . Kendini tamamen güvende ve sevildiklerini hisseden çocuklar neşelidirler. Oynamak demek lütufta yaşamak demektir.”

Neşe müjdenin bizi ne kadar güvende hissettirdiğinin bir yansımasıdır. Neşe lütufta yaşamaktır. Oynamayı öğrenmek için özgür kılınmaya ihtiyacımız var.

Dolayısıyla yürüyüşe çıkın ama adımlarınızı saymayın. Bir ağaç alın ve büyümesine hayran kalın. Plaja gidin ve deniz kabukları toplayın (bu her zaman bir trajedi değildir). Step dansını öğrenin. Eşinizin kulağına kremşanti sıkın. Sırf sizi güldürdüğü için kimsenin anlamayacağı bir satırı vaazınıza ekleyin. El yazısıyla bir mektup yazın ve mektubunuzu kendi elinizle çizilmiş komik bir resminizle sonlandırın. Bunu sadece eğlenceli olduğu için yapın. Ofisin çöp kovasını odanın diğer köşesine yerleştirin ve kaç tane üçlük atabileceğinizi görün. Pencerenizin dışına bir kuşyemliği asın ve sincapların nasıl sinsice buradan yediklerini izleyin.

Mantarlar hakkında kitaplar okuyun. Çocuklarınızla dans edin.

Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü.
Yaratılış 1:31

Randall Greenwald