Get In Touch
541 Melville Ave, Palo Alto, CA 94301,
ask@ohio.colabr.io
Ph: +1.831.705.5448
Work Inquiries
work@ohio.colabr.io
Ph: +1.831.306.6725

KİLİSE LİDERLERİ İÇİN EKONOMİ : ENFLASYONU ANLAMAK

Editörler’in notu: Kilise liderlerinin “kentin esenliğini” (Yeremya 29:7) aramada daha etkili olması için ekonomi konseptlerinin ne manaya geldiğini, nasıl uygulanmaları gerektiğini ve kiliseyi nasıl etkilediklerini bilmeliyiz. Kilise liderleri için ekonomi serisinin amacı bir ekonomi teolojisi sunmak değil, aksine kilise liderlerinin imanla yaptıkları adanmışlıklara ekonomiyi ve halk politikasını nasıl uygulayacaklarını daha net düşünmesine yardımcı olması için temel bir anlayış seviyesi sağlamaktır.

Terim

Enflasyon

Ne manaya geliyor

Enflasyon ekonomideki mal ve hizmetlerin fiyatlarında zamanla meydana gelen genel bir artışı ima eder, dengesizliğe neden olur, bu da paranın değerinde bir düşüşe neden olur.

Enflasyonun ortaya çıkması için azımsanamayacak sayıda olsalar da mal ve hizmet kategorilerinde sadece bir veya iki değil sayısız bir artış olması gerekir. Örneğin, bir bölgede ev fiyatları tavan yapabilir ama bu enflasyonla yüzleşiyorsunuz manasına gelmez. Bir mal ve hizmet grubunu etkileyen petrol gibi ticari bir maldaki artış bile ille de enflasyona neden olmaz. Neredeyse satın aldığınız her şey daha pahalı olduğu zaman enflasyonda bir artış meydana gelir.

Zaman konsepti de enflasyonu kavramayı zorlaştırır. Fiyatların arttığını görürüz ve otomatik olarak bir mal veya hizmetin daha “pahalı” hale geldiğini farz ederiz. Ama fiyatlar zamanla artma eğilimi gösterirken enflasyon sadece gelir veya tasarrufa göre paranın değerinin düşmesine neden olan bir dengesizlik olduğunda ortaya çıkar.

Örneğin, farz edin, 1990 yılında yaşayan bir çocuğun haftalık harçlığı 1 dolarken bir şekerlemenin bedeli de 1 dolardı. Yirmi yıl sonra çocuk büyür ve kendi çocuğuna 2,10 dolar harçlık verir ve bir şekerlemenin fiyatı 2,10 dolardır. Enflasyonun kümülatif oranı 1990’dan 2021’e dek yüzde 109,9 artmış olsa da enflasyon şekerlemenin bedelini aslında etkilememiştir. Her iki durumda da şekerlemenin bedeli gelirle oransaldır: bir haftalık harçlık kadardır.

Neden önemlidir

Geçen ay enflasyon son 13 yıldaki en yüksek orana çıkarken yeni araba, yemek, benzin ve restoran yemek fiyatları arttı. Bu, zamanında Amerika’nın en büyük ekonomik sorunuyken tarihsel açıdan enflasyon uzun süre düşük kaldı ve birçok insan (özellikle genç insanlar) neden önemli olduğunu bilmiyorlar.

Kısa (ve kesin olmayan) cevap şu ki enflasyon bizi fakirleştirir. Gelirimiz (maaş ve tasarrufta faiz) aynı oranda artsaydı enflasyon bizi fakirleştirmezdi. Fakat bu her zaman böyle olmuyor. Gerçek dünyada gelirimiz yavaşça artarken yaşam bedeli hızla artabilir. Enflasyon bu yüzden özellikle yüksek fiyatlara yanıt olarak gelirini yeterince hızlı arttıramayan, sabit geliri olan insanlara veya senelik yaşam bedelinde artış almayan işçilere zarar verir.

2015 yılında 50.000 dolar maaş aldığınız bir işe sahip olduysanız o yıl 50.000 dolar değerinde mal ve hizmet satın alabilirdiniz. Ama 2021 yılında maaşınız 50.000 dolarda kaldıysa o zaman enflasyon nedeniyle sadece 42.132 dolar değerinde mal ve hizmet satın alabilirsiniz. Paranızın değeri yüzde 15,7 düşmüştür. 2015 yılında kazandığınız aynı para miktarını kazanmak için maaşınızın 57.867 dolara yükselmesi gerekir. Maaşınızdaki dolar miktarı değişmiş olmasa da beş yıl öncesine göre daha fakirsiniz (yani daha az mal ve hizmet tüketebiliyorsunuz).

Enflasyonun topluluklarımızı etkilediği en direkt yol budur. Fakat enflasyon hakkında neler düşündüğümüzün de kilise liderlerinin finansla nasıl başa çıktığı konusunda önemli etkileri var.

Enflasyon, sabitleme etkisiyle birleştirildiğinde fiyatları, özellikle işçilik bedelini çarpık bir şekilde anlamamıza neden olabilir. Sabitleme etkisi bilişsel bir çarpıtmadır, karar verirken teklif edilen ilk bilgiye (“sabitleyici”) çok güvenmesine neden olan genel insan eğilimini tanımlar. Bu türde bir bilginin başlangıç örneği siz gençken veya olgunlaşırken ortaya çıkan bir bedeldir. Yaşamlarımız boyunca böyle bir bedelin “standart” olduğunu düşünmeye eğilim gösteririz. Siz bir çocukken bir şekerleme 5 sentse veya bir evin bedeli 100.000 dolarsa o zaman bu mal veya hizmetin bedelinin “doğru” veya “mantıklı” olduğunu düşünmemize neden olan “sabitleyici” fiyat budur.

Bu, aldığımız finansal kararları çarpıtabilir. Örneğin, farz edin, bir pastör milenyuma girerken işe başlıyor ve 2000 yılında din adamlarının kazandıkları ortalama maaş 33.760 dolar. Sabitleme etkisinden dolayı aynı pastör 2021’de yeni pastörlerin aynı miktarda kazanması gerektiğini zannedebilir. Hatta enflasyon nedeniyle buna 10.000 dolar eklemesi gerektiğini düşünebilir ve dolayısıyla cömert bir başlangıç maaşının 44.000 dolar olacağını zannedebilir. Aslında, yeni pastörün yirmi yıl önce tutulan pastörle aynı başlangıç maaşını almasını sağlamak için bu miktarın 53.778 dolar olması gerekir.

Kilisenin parasal durumlarını düşünürken enflasyon hesaplayıcısı kullanmak kilise liderlerine yardımcı olabilir. Bugünün fiyatlarını sabitleyici bir seneyle (örneğin üniversiteden mezun olduğumuz zaman veya hizmete başladığımızda) kıyaslamamız enflasyonun etkilerini daha net görmemize yardımcı olabilir.

Bilmemiz gereken diğer şeyler

Tüketici fiyat endeksi

Bir fiyat endeksinde enflasyon oranı genellikle değişimlerle ölçülür. Kullanılan en genel fiyat endeksi Tüketici fiyat endeksidir. TFE zamanla kentsel tüketiciler tarafından bir sepet dolusu mal ve hizmet için ödenen bedellerdeki ortalama değişimin bir ölçüsüdür.

Endekste 200 kategoriden fazla öğe vardır, sekiz büyük gruba ayrılır (yiyecek ve içecekler, ev, kıyafet, ulaşım, tıbbi bakım, eğlence, eğitim ve iletişim ve diğer mal ve hizmetler). Bu büyük gruplara dahil olmak üzere çeşitli devlet görevlisi kullanıcı ücretleri vardır, örneğin su ve kanalizasyon hizmeti, oto ruhsat ve yol.

TFE her iki popülasyon grubu için harcama şekilleri yansıtır: tüm kentsel tüketiciler ve kentsel maaşa bağlı çalışanlar ve rahipler. Tüm kentsel tüketici grubu toplam Birleşmiş Devletler popülasyonunun yüzde 93’ünü temsil eder. Metropol dışında kırsal kesimde, çiftliklerde yaşayan, Silahlı Kuvvetlerde ve hapishane ve akıl hastaneleri gibi kurumlarda çalışan insanların harcama şekilleri TFE’ye dahil olmaz.

Piyasada para darlığı

Enflasyon zarar verici olabilirken piyasadaki para darlığı -mal ve hizmetlerin fiyatlarında genel bir düşüş- daha da kötü olabilir. Piyasadaki para darlığının enflasyona benzer şekilde tüketiciye ve ekonomiye düzeltilmesi daha zor olan zararlı bir etkisi olabilir. Amerikan Merkez Bankası bu yüzden uzun dönemde enflasyonu yüzde 2’ye getirmeyi hedefler. “Kabul edilebilir” bir enflasyon seviyesine izin vererek Merkez Bankası fiyatların hızla piyasadaki para darlığı durumuna ulaşmasını önleyebilir.

Altına güvenmeyin

1933’te Birleşmiş Devletler para biriminin altınla desteklendiği parasal bir sistem olan altın standardına atıldı. O zamandan beri Amerikalılar olarak altın standardına geçerek enflasyonu önleyebileceğimize inandık. Aslında, altın standardı fiyat sabitliğinin bir garantisi değildir. Gerçekte böyle yaparak, çoğu Amerikalı olmayan altın tedarikçilerinin paramızı kontrol altına almalarına izin veriyor oluruz.

Aşırı enflasyon

Aşırı enflasyon bir ekonomide hızlı ve kontrolsüz fiyat artışlarına atıfta bulunur, genellikle zamanla her ay oranlar yüzde 50’yi aşar. Tarihte tasdikli 60 aşırı enflasyon hadisesi meydana gelmiştir. Ekonomist Tim Hartford’un dediği gibi, “”aşırı enflasyon örnekleri en fazla” ya Birinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın merkezindeki devletlerde görüldü (Eimar Almanya’daki meşhur kriz dahil) ya da İkinci Dünya Savaşı esnasında veya hemen sonrasında (tarihin en kötü aşırı enflasyon örneğinin görüldüğü Macaristan dahil) veya Sovyetler Birliği parçalandıktan sonraki Doğu Bloğunda görüldü.

Joe Carter